www.frmxl.onliegoo.com
http://www.okyanusyildizlari.com/uyeol.gif


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Sosyolojinin Alanı Ve 183 Sayfalık Sosyoloji Dökümanı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

SOSYOLOJİNİN ALANI


A)Sosyolojinin Tanımı, Konusu, Amacı Ve Görevi

1. Sosyoloji Nedir? Sosyoloji diğer deyimiyle “toplum bilim” sosyal bilimlerden birisidir. Ancak, diğer sosyal bilimlerin konusu ve ilgili alanı ile farklılık gösterir. Sosyolojiyi bir çok biçimde tanımlamak mümkündür. Örneğin; insan ilişkilerini inceleyen bilimsel bir disiplin veya insan toplumlarını ve bireylerin sosyal davranışlarının bilimsel olarak incelenmesi gibi.Görüldüğü gibi sosyoloji toplum içindeki insan ilişkileri ve etkileşimleriyle ilgili bir disiplindir.
Sosyoloji insanları ve gruplarıyla toplumları incelemektedir. Sosyologlar birbirinden izole olarak yaşayan kişilerle değil aksine bir birini etkileyen iletişim kuran diğer bir deyimle bir sosyal ortam içinde bulunan insan gruplarıyla ilgili olarak çalışırlar. İnsanoğlu bir toplumsal çevre içinde diğer insanlarla ilişki kurarak yaşamlarını sürdürür. Yani bizim dışımızda olan ancak biz kontrol eden milyonlarca ilişki içerisinde yaşamaktayız. Bizler birey olarak içinde bulunduğumuz topumdan etkileniriz. Diğer taraftan da bizim etkinliklerimiz çevremizdeki toplumsal dünyayı biçimlendirir. Sosyoloji toplumsal çevrenin düşüncelerimizi, duygularımızı, davranışlarımızı nasıl etkilediğinden hareketle kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Sosyolojiyi şöyle de tanımlayabiliriz.
Sosyoloji bir bütün içerisinde insanların bütün bu ilişkilerini inceleyen, bu ilişkilerin nasıl yaratılıp, nasıl korunduğunu ve değiştiğini inceleyen bir sosyal bilimdir.
Bir çoğumuz gelecekte değişmenin yönü ne olacak, dünya nasıl bir yaşama doğru gidiyor, geçmişe göre yaşam koşullarımızdaki farklılıklar neden kaynaklandı, nasıl ortay çıktı vb. sorular sormaktayız. Bu soruların yanıtları sosyolojinin inceleme alanına girmektedir. Sosyal olgulara ilişkin güveniliri bilgi daha iyi bir toplum yaşama için gereklidir. Sosyoloji bu bilgiyi sağlar.

2. Sosyolojinin Konusu:Toplumsal olay ve toplumsal varlıklardır. Bu olay ve varlıkların ortak noktaları; doğuş, işleyiş ve yok oluşlarındaki mekanizmaları, ilkeleri ve düzenlilikler bulmaya çalışır. Sosyolojinin konusu, toplum ve toplumsal ilişkilerin bütünüdür.
Sosyolojinin konusunu şöyle özetleyebiliriz: İnsan-doğa ve insan-insan ilişkisinin dinamik bütünü olan tüm soyut ve somut öğeleriyle toplum, toplum-doğa ve toplum insan ilişkisinin bir yapıda biçimlenmesi, örgütlenmesi ve çözümlenmesi, toplumsal yapıda meydana gelen değişmeler. Kısacası toplum, toplumsal yapı, değişme gibi süreçler ve varlıklar sosyolojinin konusunu oluşturmaktadır.

3. Sosyolojinin Amacı:Toplumu ya da toplumsal ilişkileri bilimsel olarak inceleme, kalıplaşmış düzenliliklerden hareketle bu konulardaki toplumsal kurallara ve yasalara ulaşmaktır. Amaç toplumsal gerçeği açıklamak, genel bir toplum kuramın ulaşmaktır. Bunu da tek tek konulardan hareket , genel bir kurum çerçevesine toplum bütünü içindeki yerini ve diğer konularla ilişkilerini göz önünde tutarak gerçekleştirir.

4. Sosyolojinin Görevi: Toplumu ve toplum içindeki olayları saptamak, tanımlamakla başlar. Sosyolojinin katkısı, getirdiği yeri kuram ve yöntemlerle toplum olaylarının daha iyi tanınabilmesine yardımcı olmaktır. Sosyoloji bilgisi beşeri coğrafyacılar, dilciler, politikacılar, devlet adamları ve bütün sosyal problemleri çözmeye çalışanlar için gerekli ve çok önemlidir.

B) SOSYOLOJİ BİR BİLİM MİDİR?

Bilim mantık ve sistematik yollarla bilginin elde edilmesi ve üretilmesi demektir. Diğer bir deyimle bilimsel olmak belirli bir yöntem izlemek anlamına gelmektedir. Bilimler genelde iki büyük kısma ayrılır. Bunlar:
vDoğa bilimleri(fizik, kimya, biyoloji)
vSosyal bilimleri (Sosyoloji, psikoloji, tarih)
Doğa bilimleri fiziki ve biyolojik olgular ve olaylar üzerine yoğunlaşırlar, sosyal bilimler insan davranışlarının farklı yönlerini ele alırlar.
Ancak her iki dalın da temel yaklaşımı bilimsel yöntemi kullanmasıdır.
Gerek sosyal gerek doğa bilimleri dünyadaki her şeyin belirli bir düzen içersinde oluştuğunu varsayarlar. Yani olaylar ve moleküller tesadüfi değil, insanların genellemeler yapmalarını kolaylaştıracak bir uyum içerisinde evrende vardırlar. Dolayısıyla bilim adamları olaylar arasındaki bu neden-sonuç ilişkileriyle yakından ilgilidirler. Diğer bir deyimle olayların nedenlerini ve bunun ortaya çıkardığı sonuçları anlamak, açıklamak ve yararlanmak amacıyla bilim adamı araştırma yapar. Bulduğu sonuçlar başkaları tarafından da pekiştirildiği, doğruluğu ispatlandığı zaman amacına ulaşır.
Sosyoloji ve diğer bilimler deneysel deliller ile desteklenen ve geçmişteki araştırmacıların araştırma bulguları ve teorileri üzerine inşa edilen bilgiyi amaçladıklarından aradıklarının, doğal bilimlerle sosyal bilimler arasında önemli farkların olduğu kabul edilmektedir. Doğal bilimler bazen “sert” bilimler, diğer yandan sosyal bilimler de “yumuşak” bilimler olarak adlandırılmaktadır. Sosyoloji gibi sosyal bilimler ile kıyaslandığında, fizik gibi doğal bilimler arasında fikir birliği daha yüksek seviyededir . Mesela, fizikte hemen her zaman ve her yerde kabul edilen az sayıda teori bulunmaktadır. Sosyolojide bir teorinin her zamana ve her yerde yani evrensele yakın bir biçimde kabul görmesini düşünmek bile zordur. Cole göre Sosyal Bilimler ve Doğa Bilimleri arasında bulunduğu varsayılan farklar şunlardır:
1)Bilimsel inceleme sırasında incelenen doğa incelemeden ya hiç etkilenmez ya da çok az etkilenir. Buna karşılık incelenen ya d toplum inceleme sırasında bundan etkilenir.
2)Doğa hakkında varılan sonuçlar ve erişilen kurallar doğayı etkilemezken, insan ve toplum hakkında varılan sonuçlar erişilen kurallar insanı ve toplumu etkiler.
3)Doğal bilimlerde fikirler matematiksel dille ifade edilir. Sosyal Bilimlerde düşük seviyede fikir birliği vardır.
4)Doğal bilimler teoriyi kullanarak ispat edilebilir, tahminlerde bulunabilir. Sosyal bilimlerde ise ispat edilebilir tahminlerde bulunulmaz.
5)Doğal bilimler teoriyi kullanarak ispat edilebilir tahminlerde bulunabilir. Sosyal bilimlerde ise ispat edilebilir tahminlerde bulunulamaz.
6)Doğal bilimlerin gelişme ve büyüme oranı hızlıdır. Sosyal bilimlerde yeni bilginin gelişme hızındaki artış yavaştır.
Doğa bilimleriyle Sosyal Bilimler nitelikleri açısından birbirinden farklıdır. Bununla birlikte aralarında farklılıklar olduğu kadar benzerlikler de bulunmaktadır.
Benzerlikler şunlardır:
1)Gerek doğa bilimleri gerekse sosyal bilimler insanoğlunun çevresini inceleye yönelmiştir.
2)Doğal bilimleri doğanın işleyişi kanunlarını, Sosyal bilimler toplumların işleyiş konularını bulmaya çalışır.
3)Doğa bilimleri geliştikçe insanoğlu doğaya egemen olur. Sosyal bilimler geliştikçe insan toplumsal çevresine egemen olur
4)Doğa bilimleri doğa ile, sosyal bilimler de toplumsal olay ve varlıklar sınırlıdır.
5)Hem doğa bilimleri hem de Sosyal bilimler bilimsel yöntemi kullanırlar.
6)Hem doğa bilimleri hem de Sosyal bilimlerin konu alanları bir değişim süreci içindedir.

C) SOSYOLOJİNİN SOSYAL BİLİMLER İÇİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Diğer Sosyal Bilimler gibi Sosyolojide diğer doğa bilimlerine kıyasla daha az gelişmiş, bir disiplindir. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi bilimsel yöntemin Sosyolojide uygulanışının tarihinin yeni oluşudur. İkincisi ise sosyolojinin konusu olan insan davranışlarına ilişkin konularda çalışmanın ortaya çıkardığı güçlüklerdir. Gerçekten de doğa bilimlerinde moleküller ve maddelerde araştırma yapmak son derece doğal ve kolayken insan üzerinde araştırma yapmak kolay değildir. Araştırma yapıldığını hisseden insan çeşitli nedenlerle araştırma yapmak son derece doğal ve kolayken insan çeşitli nedenlerle doğal davranışlarını değiştirir ve araştırmacıyı yanıltır. İnsan davranışları karmaşık bir çok nedene dayalıdır. Bu davranışları bir tek faktörle açıklamak çok zor hatta imkansızdır.
Ancak bu olgu sosyolojinin biyokimya ve fiziğe kıyasla daha az bilimsel olduğunu göstermez. Sadece onun genellemeler, yardımcılar ve açıklamalar yapmada daha çok zorluklarla karşılaştığını gösterir. Bu nedenle de sosyologların kullandıkları kavramlar ve açıklamalar her zaman kolay anlaşılır bir dilden değildir. Hatta sosyologların kendine özgü bir dilleri olduğundan söz edilir .
Toplumsal gerçeğe bir bütün olarak bakmak, incelemek gerekir. Ancak sosyoloji, toplumsal gerçeğin bütünlüğünü anlama, çözümleme ve açıklama konusunda yeterli değildir. Bu nedenle sosyoloji başta olmak üzere bütün sosyal bilimleri, toplumsal gerçeği birbirleriyle karşılıklı ilişki içerisinde inceler.
Demek ki sosyal bilimlerden hiç biri, tek başına toplumsal gerçeğe sahip çıkmak durumunda değildir. Bu nedenle sosyoloji diğer bilimlerin kuram, kavram, yöntem, veri ve bulgularından yararlanmak durumundadır.ancak sosyoloji diğer sosyal bilimlerden farklı olarak; toplumsal gerçeği parçalayarak ve onun bir boyutunu ele alarak değil; bütününü inceleyerek açıklar. Bu nedenle kimi sosyologlar, diğer sosyal bilimleri sosyolojinin çatısı altında toplanması gerektiğini öne sürmüşlerdir.
Bu öne sürüşün arka planını oluşturan “toplumu bütünüyle açıklama” çabası, sosyolojide uzun süre etkili olmuştur.
Bu nedenle sosyolojide, ilkin kurumsal çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, toplumu kendi gerçeği içinde karama ve açıklama ilkesine dayanan bütüncü yaklaşım (makro yaklaşım) önemli olmuştur.
Bu tutum, bir dönem sanayi devrimiyle hızla değişen ve sarsılan batı toplumlarında, bunalımlara çare aramak ihtiyacının ifadesi olarak belirmiştir. Bunalımlara ancak toplumun bütünü incelenerek çözüm bulunabileceği düşünülmüştür.
Ne var ki zaman geçtikçe toplumsal olayların karmaşık yapısının iyice fark edilmesi nedeniyle bütünlüğe ulaşmanın güçlüğü görülmüştür. Sonuçta, aştırmacılar parçaları ya da unsurları tanımayı esas alan yaklaşıma (mikro yaklaşım) yönelmişler,, giderek alan çalışmalar önem kazanmıştır.
Günümüz sosyoloji çalışmalarında, toplumsal yapı ve toplumsal değişme açısından yapılan araştırmalar oldukça önemli hale gelmiştir.
Sosyoloji neden farklıdır? Sosyolojinin konuya yaklaşım biçimini en önemli ayırıcı özelliği onun bilim oluşudur. Bazıları buna karşı bir tavır takınarak, ekonominin siyasal bilimlerin ve psikolojinin de bilim olduğunu ileri sürebilirler. Ayrıca bu disiplinlerde insan davranışlarını inceleyen bilim dallarıdır. O zaman “diğer sosyal bilimlerin sosyolojiden farkı nedir?” diye sorabiliriz. Bu da bizi sosyolojinin ilgi sahasına doğru yönlendirir.
Sosyoloji insan ilişkileri üzerinde odaklaşır. Örneğin; “insanlar birbirlerini nasıl etkilemektedirler? Davranışları, duygu ve hareket biçimleri nelerdir?” gibi. Sosyolojik incelemelerin hedefi insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin yapısı üzerindedir. Bu ilişkilerin şekillenmesi ve değişmesi üzerinde durur. Daha kesin ve kısa tanımla sosyoloji insan grubunu odak alır ve inceler. Onun için grup olarak insan davranışları ve ilişkileri önemlidir. Toplum bilim insanın hiçbir zaman ve yerde tek başına olmadığı daima bir grup içerisinde yer aldığı düşüncesinden hareket etmektedir.
Sosyoloji; tarih gibi sosyal olayları, sosyal yapıyı inceleyen bir bilim olarak tarihle ilişkisi olan bilimlerin başında gelir. Sosyoloji, toplumdaki sosyal kanunları ortaya koyan, tarih ise geçmişteki olayları bu kanunları göz önünde bulundurarak inceleyen ilim dalıdır.şu halde tarih araştırmalarından doğru neticelere varılabilmesi için sosyoloji kanunlarının bilinmesine ihtiyaç vardır. Toplumları, onların genel yapılarını, toplumlar arası ilişkileri incelemesi açısından tarihçilerin de bu bilimle ilgili esasları bilmesi gerekir.

Kısaltmalar:
a.g.e. : Adı geçen eser.
Gös. yer: Gösterilen yer.
Vb.: ve benzeri
Çev: Çeviren
s. : Sayfa


KAYNAKÇA


1. BALTACIOĞLU, İsmail Hakkı, Sosyoloji, Sebat Basımevi, İstanbul 1939
2. COLE, Stephen Sosyolojik Düşünme Yöntemi, (Çev: B. Demirkol), Vadi Yayıncılık, Ankara 1999.
3. İÇLİ, Gönül, Sosyolojiye Giriş, Anı Yayıncılık, Ankara 2002
4. EROL, Atamer ve Uğur Eke, Sosyoloji, Pasifik Yayınları, Ankara 1998.
5. KONGAR, Emre, Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği, Remzi Kitapevi, İstanbul 1981
6. KÜTÜKOĞLU, Mübahat Tarih Araştırmalarında Usûl, Kubbealtı Neşriyat, İstanbul 1991.
7. ÖZKALP, Enver , S osyoloji, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir 1992
8. ÖZKALP, Enver , S osyolojye Giriş, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir 2001.

Kullanıcı profilini gör http://frmxl.onlinegoo.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz